Liberal Düşünce, Sayı 34, Bahar 2004 Muhafazakarlık Muhafazakarlık

Editör:
Atilla Yayla
İç Tasarım:
Liberte Yayınevi
Stok Kodu:
LD_34
Boyut:
28x20
Sayfa Sayısı:
244
30,00 TL
Havale/EFT ile: 29,40 TL
LD_34
362251
Liberal Düşünce, Sayı 34, Bahar 2004 Muhafazakarlık
Liberal Düşünce, Sayı 34, Bahar 2004 Muhafazakarlık Muhafazakarlık
Liberal Düşünce Dergisi
30.00
BASKISI TÜKENMİŞTİR
 

Takdim,


Liberal Düşünce'nin elinizdeki sayısının ağırlıklı konusu muhafazakârlık. Muhafazakârlığın Türkiye'de yeterince bilinmeyen bir yaklaşım olduğunu söylemeye gerek var mı, bilmem. Bunun bir sonucu, belki de bir sebebi, kendini muhafazakâr olarak etiketlendiren kimselerin çok az olması. Son zamanlarda durum değişiyor gibi görünmekle beraber, muhafazakârlığın sosyalizm, liberalizm, İslâmizm gibi güçlü kökleri bulunan ve memleketimizin kültür, fikir ve siyaset hayatını ciddî şekilde etkileyen bir yaklaşım, bir bakış açısı, bir tavır veya bir ideoloji hâline gelip gelemeyeceği henüz meçhul.

Mevcut iktidar partisinin kendisini muhafazakâr demokrat ve benimsediği fikrî/ideolojik çizgiyi muhafazakâr demokrasi olarak adlandırmasının muhafazakârlığa duyulan ilgiyi artıracağı kesin. Nitekim, AK Parti'nin bu yılın 10-11 Ocak'ında İstanbul'da düzenlediği ve Liberal Düşünce Topluluğu'nun entellektüel organizasyonuna katkıda bulunduğu “Uluslararası  Muhafazakârlık ve Demokrasi” sempozyumu hem bu canlanmanın bir neticesi oldu hem de canlanmayı teşvik etti. Bunun meyvelerinin bir kısmını Dergimizin bu sayısında bulacaksınız. Mustafa Erdoğan, Bekir Berat Özipek, Ömer Çaha, Murat Yılmaz ve Tanel Demirel'in söz konusu sempozyumda sundukları tebliğleri bu sayımızda okuyabilirsiniz. Yazarlarımızın hem muhafazakârlığın teorik, fikrî, felsefî kökleri ve konumlarıyla ilgili bilgi aktarımlarından hem de Türk muhafazakârlığıyla ilgili tahlillerinden çok istifade edeceksiniz. Bu sempozyum tebliğlerini Çağatay Okutan, Ahmet Yıldız, Hamit Emrah Beriş ve Bahadır Türk'ün yazıları tamamlıyor. Bu arkadaşlarımız muhafazakârlığın genel temalarından çok Türk muhafazakârlığı üzerine odaklanarak hem yeni bilgilere ulaşmamızı sağlıyor hem de güçlü analizleriyle ufkumuzu genişletiyorlar.

Liberal Düşünce'de telif yazılar kadar çevirilere de yer verdiğimizi; hatta bazen çeviri yazıların daha geniş yer işgal ettiğini biliyorsunuz. Bu sefer çeviriler ağırlıkta değil, sadece üç çevirimiz var, ama önemli oldukları kesin. İlk çevirimiz F. A. Hayek'in artık klâsikleşmiş bir makalesi: “Neden Muhafazakâr Değilim?” Filozof bu yazısında muhafazakârlıkta gördüğü çıkmazları ele alıyor. Daha sonra, bir anlamda Hayek'e cevap mahiyeti taşıyan bir yazı geliyor. Bu defa Sam Roggeven “Neden Liberal Değilim?”de Hayek'in muhafazakârlığa yönelik eleştirilerinin bazılarını ele alıyor. Üçüncü çevirimiz Owen Harries'in muhafazakârlığın modern yorumunu yapan hoş bir yazısı. Metin Boşnak'ın güzel çevirisiyle okuyacağınız bu yazı, muhafazakârlıkla ilgili kavrayışınıza katkılarda bulunacak mahiyette. Bundan sonra gelen yazımız, Taha Akyol'la yapılan mülâkat. Taha Bey, hepimizin bildiği gibi, sadece bir gazeteci değil aynı zamanda bir fikir adamı. Ve kendisinin bir muhafazakâr olduğunu eskiden beri söyleyen başlıca yazar. Arkadaşımız Ömer Çaha'nın Taha Bey'le gerçekleştirdiği mülâkat hem muhafazakârlıkla hem de Taha Akyol'un fikir dünyasıyla ilgili önemli ipuçları veriyor. Muhafazakârlıkla ilgili dosyamız Selcen Kök'ün Bekir Berat Özipek'in önemli çalışması Muhafazakârlık: Akıl, Toplum, Siyaset'le ilgili değerlendirme yazısıyla tamamlanıyor.

Dergimizin bu sayısının muhtevası bundan ibaret değil. Başka ilginç çalışmalar da var: İlyas Söğütlü Darülfünun “tasfiyesine” ışık tutuyor. Konusunun neredeyse ülkemizdeki tek uzmanı olan Bilal Sambur, dindarlığımızla şiddet ilişkisini tahlil ediyor ve şiddetin dindarlığımızın doğal bir boyutu olup olmadığını sorguluyor. Tarihçi Mehmet Özden arkadaşımız Menemenli Ethem Bey'in bir kitabı üzerinden ilginç bir Kemalist metinler analizi gerçekleştiriyor. Sonraki iki yazımız iki genç ve değerli akademisyenin insan haklarıyla ilgili mühim çalışmaları. Şe-habettin Yalçın insan haklarına deontolojik açıdan bakıyor. Buna çok ihtiyacımız var doğrusu. Erol Kuyurtar ise, birey hakları ve grup hakları kavramlarını ele alıyor, geniş bir literatür taraması yaparak bütün ilgili ciddî argümanları tek tek değerlendiriyor. Yine genç ve umut vaat edici akademisyenlerden İnan Keser, inanç bakımından ötekileştirme ilginç konusunu kitap kapakları çerçevesinde ele alıyor. B. Eryılmaz ve K. Seyhan suç önleme stratejileri açısından Türkiye ile gelişmiş ülkeleri karşılaştırıyor. Polat Tuncer, ünlü liberal iktisatçı Cavid Bey'in hayatını ve fikirlerini özetleyen bir yazıyla dergiye katkıda bulunuyor. Ve son olarak, Birol Ak-gün, 28 Mart seçimlerini öncesi ve sonrasıyla tahlil ediyor.

Liberal Düşünce'nin bir sonraki sayısı faşizm/nasyonal sosyalizm üzerinde yoğunlaşacak. Eminim ilgi çekici bir sayı olacak. Katkıda bulunmak isteyenlere dergi sayfalarının açık olduğunu bir kere daha hatırlatmak isterim.
Liberal Düşünce Topluluğu bu yılın Özgürlük Onur Ödülü'ne Yargıtay eski başkanı Doç. Dr. Sami Selçuk'u lâyık buldu. Ödül, 12 Haziran'da Ankara'daki Özgürlük Yemeği'nde takdim edilecek. Gelecek sayımızda Sami Selçuk'la yapılan bir mülâkatı da bulacaksınız.


Bir sonraki sayıda buluşuncaya kadar açık zihinli ve özgür günler dileriz.

BASKISI TÜKENMİŞTİR
 

Takdim,


Liberal Düşünce'nin elinizdeki sayısının ağırlıklı konusu muhafazakârlık. Muhafazakârlığın Türkiye'de yeterince bilinmeyen bir yaklaşım olduğunu söylemeye gerek var mı, bilmem. Bunun bir sonucu, belki de bir sebebi, kendini muhafazakâr olarak etiketlendiren kimselerin çok az olması. Son zamanlarda durum değişiyor gibi görünmekle beraber, muhafazakârlığın sosyalizm, liberalizm, İslâmizm gibi güçlü kökleri bulunan ve memleketimizin kültür, fikir ve siyaset hayatını ciddî şekilde etkileyen bir yaklaşım, bir bakış açısı, bir tavır veya bir ideoloji hâline gelip gelemeyeceği henüz meçhul.

Mevcut iktidar partisinin kendisini muhafazakâr demokrat ve benimsediği fikrî/ideolojik çizgiyi muhafazakâr demokrasi olarak adlandırmasının muhafazakârlığa duyulan ilgiyi artıracağı kesin. Nitekim, AK Parti'nin bu yılın 10-11 Ocak'ında İstanbul'da düzenlediği ve Liberal Düşünce Topluluğu'nun entellektüel organizasyonuna katkıda bulunduğu “Uluslararası  Muhafazakârlık ve Demokrasi” sempozyumu hem bu canlanmanın bir neticesi oldu hem de canlanmayı teşvik etti. Bunun meyvelerinin bir kısmını Dergimizin bu sayısında bulacaksınız. Mustafa Erdoğan, Bekir Berat Özipek, Ömer Çaha, Murat Yılmaz ve Tanel Demirel'in söz konusu sempozyumda sundukları tebliğleri bu sayımızda okuyabilirsiniz. Yazarlarımızın hem muhafazakârlığın teorik, fikrî, felsefî kökleri ve konumlarıyla ilgili bilgi aktarımlarından hem de Türk muhafazakârlığıyla ilgili tahlillerinden çok istifade edeceksiniz. Bu sempozyum tebliğlerini Çağatay Okutan, Ahmet Yıldız, Hamit Emrah Beriş ve Bahadır Türk'ün yazıları tamamlıyor. Bu arkadaşlarımız muhafazakârlığın genel temalarından çok Türk muhafazakârlığı üzerine odaklanarak hem yeni bilgilere ulaşmamızı sağlıyor hem de güçlü analizleriyle ufkumuzu genişletiyorlar.

Liberal Düşünce'de telif yazılar kadar çevirilere de yer verdiğimizi; hatta bazen çeviri yazıların daha geniş yer işgal ettiğini biliyorsunuz. Bu sefer çeviriler ağırlıkta değil, sadece üç çevirimiz var, ama önemli oldukları kesin. İlk çevirimiz F. A. Hayek'in artık klâsikleşmiş bir makalesi: “Neden Muhafazakâr Değilim?” Filozof bu yazısında muhafazakârlıkta gördüğü çıkmazları ele alıyor. Daha sonra, bir anlamda Hayek'e cevap mahiyeti taşıyan bir yazı geliyor. Bu defa Sam Roggeven “Neden Liberal Değilim?”de Hayek'in muhafazakârlığa yönelik eleştirilerinin bazılarını ele alıyor. Üçüncü çevirimiz Owen Harries'in muhafazakârlığın modern yorumunu yapan hoş bir yazısı. Metin Boşnak'ın güzel çevirisiyle okuyacağınız bu yazı, muhafazakârlıkla ilgili kavrayışınıza katkılarda bulunacak mahiyette. Bundan sonra gelen yazımız, Taha Akyol'la yapılan mülâkat. Taha Bey, hepimizin bildiği gibi, sadece bir gazeteci değil aynı zamanda bir fikir adamı. Ve kendisinin bir muhafazakâr olduğunu eskiden beri söyleyen başlıca yazar. Arkadaşımız Ömer Çaha'nın Taha Bey'le gerçekleştirdiği mülâkat hem muhafazakârlıkla hem de Taha Akyol'un fikir dünyasıyla ilgili önemli ipuçları veriyor. Muhafazakârlıkla ilgili dosyamız Selcen Kök'ün Bekir Berat Özipek'in önemli çalışması Muhafazakârlık: Akıl, Toplum, Siyaset'le ilgili değerlendirme yazısıyla tamamlanıyor.

Dergimizin bu sayısının muhtevası bundan ibaret değil. Başka ilginç çalışmalar da var: İlyas Söğütlü Darülfünun “tasfiyesine” ışık tutuyor. Konusunun neredeyse ülkemizdeki tek uzmanı olan Bilal Sambur, dindarlığımızla şiddet ilişkisini tahlil ediyor ve şiddetin dindarlığımızın doğal bir boyutu olup olmadığını sorguluyor. Tarihçi Mehmet Özden arkadaşımız Menemenli Ethem Bey'in bir kitabı üzerinden ilginç bir Kemalist metinler analizi gerçekleştiriyor. Sonraki iki yazımız iki genç ve değerli akademisyenin insan haklarıyla ilgili mühim çalışmaları. Şe-habettin Yalçın insan haklarına deontolojik açıdan bakıyor. Buna çok ihtiyacımız var doğrusu. Erol Kuyurtar ise, birey hakları ve grup hakları kavramlarını ele alıyor, geniş bir literatür taraması yaparak bütün ilgili ciddî argümanları tek tek değerlendiriyor. Yine genç ve umut vaat edici akademisyenlerden İnan Keser, inanç bakımından ötekileştirme ilginç konusunu kitap kapakları çerçevesinde ele alıyor. B. Eryılmaz ve K. Seyhan suç önleme stratejileri açısından Türkiye ile gelişmiş ülkeleri karşılaştırıyor. Polat Tuncer, ünlü liberal iktisatçı Cavid Bey'in hayatını ve fikirlerini özetleyen bir yazıyla dergiye katkıda bulunuyor. Ve son olarak, Birol Ak-gün, 28 Mart seçimlerini öncesi ve sonrasıyla tahlil ediyor.

Liberal Düşünce'nin bir sonraki sayısı faşizm/nasyonal sosyalizm üzerinde yoğunlaşacak. Eminim ilgi çekici bir sayı olacak. Katkıda bulunmak isteyenlere dergi sayfalarının açık olduğunu bir kere daha hatırlatmak isterim.
Liberal Düşünce Topluluğu bu yılın Özgürlük Onur Ödülü'ne Yargıtay eski başkanı Doç. Dr. Sami Selçuk'u lâyık buldu. Ödül, 12 Haziran'da Ankara'daki Özgürlük Yemeği'nde takdim edilecek. Gelecek sayımızda Sami Selçuk'la yapılan bir mülâkatı da bulacaksınız.


Bir sonraki sayıda buluşuncaya kadar açık zihinli ve özgür günler dileriz.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat