Liberal Düşünce, Sayı 50, Bahar 2008: Kürt Meselesi Kürt Meselesi

Editör:
Mustafa Erdoğan
İç Tasarım:
Liberte Yayınevi
Stok Kodu:
LD_50
Boyut:
25x17
Sayfa Sayısı:
222
30,00 TL
Havale/EFT ile: 29,40 TL
LD_50
362228
Liberal Düşünce, Sayı 50, Bahar 2008: Kürt Meselesi
Liberal Düşünce, Sayı 50, Bahar 2008: Kürt Meselesi Kürt Meselesi
Liberal Düşünce Dergisi
30.00
BASKISI TÜKENMİŞTİR
 

Takdim,

Dergide Kürt meselesinin olabildiğince çok yönüne değinilerek liberal bir perspektiften orijinal bir bakış açısı sunulmaya çalışılmaktadır. Konuya Mustafa Erdoğan ve Vahap Coşkun'un birlikte kaleme aldıkları makaleyle başlıyoruz. Kürt meselesini bugüne kadar çözümsüz bırakan zihin dünyasının ve onu besleyen temel motivasyonlar olan ulus devlet, milliyetçilik ve laikçilik anlayışlarının anatomisini çıkartan Erdoğan ve Coşkun, konuya önemli bir giriş yapıyorlar ve sorunun kolay bir çözümü olmadığını gözler önüne seriyorlar. 

Bu çalışmanın ardından Erol Kurubaş etnisite-ulus devlet geriliminin köklerine teorik bir açıklama getirerek Kürt meselesini bu kavramsal çerçeve içinde yorumla çabasına girişiyor. Türkiye'deki siyaset yasaklarının akademik çalışmalara kolayca yansıdığı gözönüne tutulduğunda, Kurubaş'ın alanındaki büyük boşluğu doldurmaya yönelik  bu çalışmasının önemi daha iyi takdir edilecektir.     

Meseleyi bütünsel bir şekilde ele almamızın önemli bir halkasını Mesut Yeğen'in Türk vatandaşlık anlayışını ele alan makalesi oluşturmaktadır. Tarihsel süreç içinde ortaya çıkan vatandaşlık tiplerini “Türkler, müstakbel Türkler ve Kanun-i Esası Türkleri” olarak tanımlayan Yeğen, konunun derinliğini farklı bir açıdan okuyucuya sunmaktadır.

Araştırmacı yazarlarımızdan Altan Tan, meseleye siyasî, sosyal ve ekonomik açılardan çözüm paketi sunduğu yazısında, Kürtlerin temel siyasi eğilimlerine ve gruplaşmalarına yakından bir bakış sunmaktadır.

Tan'ın yazısının ardından Fazıl Hüsnü Erdem ilginç ve fazla ele alınmamış bir konuyu, İslamî kesimin Kürt meselesine yaklaşımını konu edinmektedir. Problemin nedenlerini ayrıntılı bir şekilde ele alan ve dindar vatandaşlarımızın konuya yaklaşımını “ihtiyatlı ve mesafeli” olarak tanımlayan Erdem'in bu çalışmasının daha geniş çalışmalara ışık tutacağına inanmaktayız.

Kürt meselesine liberal bir perspektiften yaklaşınca temel problemin bir kimlik sorunsalı olduğu kanaatinde olan Bilal Sambur, tek tipleştirici resmî ideolojinin bireysel kimliklerin çeşitliliği ve sosyo-kültürel olgular ile çelişkiye düştüğünü belirtmektedir. Konuyu tarihsel süreçte sosyo-psikolojik bir perspektifle ele alan Sambur, Kürt meselesinde “dışarıda kalmışlar”a seslenmektedir.

Yıllardır tabu haline getirilmiş bir konuda sorunu tanımlamak bile cesaret isterken konuyu tüm muhtemel çözüm yollarıyla ele almaya kalkışmak ciddi bir entelektüel ahlâkı gerektirir. Atilla Yayla, bu basireti göstererek kangren olmuş Kürt meselesinin varabileceği muhtemel sonuçları göstermeyi denemiştir. 2006 yılında yayınlamış ve güncelliğini hiç yitirmemiş olan bu yazıyı özel dosyamıza koymayı uygun bulduk.

Yayla'nın yazısından sonra terörizm uzmanı Emrullah Uslu'nun hayli orijinal bir çalışmasını yayımlıyoruz. Kürt Hizbullah'ının konu edildiği makalede İslam dininin Kürt toplulukları ve Kürt milliyetçiliği üzerindeki etkisi tartışılmakta ve PKK'nın ve TSK mensuplarının Doğuanadolu'daki ötekileşme süreçlerini irdelemektedir. Okuyucunun hem 2007 seçimlerinde AKP'nin doğudaki zaferini daha iyi kavrayacağı hem de bu konuda gelecekle ilgili bir perspektif elde edeceklerini düşünmekteyiz.

Uslu'nun yazısıyla Kürt Meselesi dosyamızı kapattıktan sonra konu dışı makalelerle devam ediyoruz. Şaban Kardaş Amartya Sen örneğinde demokrasi ve ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi ele alarak tartışmalı bir konuya yetkin bir giriş yapmaktadır. Bu yazının ardından Zeki Sarıgil Türkiye'nin önemli bir meselesi olan Avrupa Birliği üyelik sorunsalını Avrupalı ülkelerin Türkiye'ye bakışları üzerinden değerlendirilmektedir. Tek bir AB görüşü yerine üye olan devletlerin AB vizyonlarını araştıran Sarıgil, konuya önemli bir açılım getirmektedir. Geçen sayımızda Lawrence Reed'in kamu politikası hakkındaki önemli çalışmasını yayınlamıştık. Editöryal bir hatadan dolayı yazının son halini okuyucumuza ulaştıramamıştık. Bu sayıda aynı makaleyi tekrar yayınlayarak Reed'in çalışmasını eksiksiz haliyle ilginize sunuyoruz. Bu sayımızı günlük yazılar da yazan önemli bir iktisatçı olan Tyler Cowen'in kısa yazısıyla bitiriyoruz. Cowen özlü bir şekilde ticaret yapanların özür diler konuma düşürülmelerini eleştiriyor.

BASKISI TÜKENMİŞTİR
 

Takdim,

Dergide Kürt meselesinin olabildiğince çok yönüne değinilerek liberal bir perspektiften orijinal bir bakış açısı sunulmaya çalışılmaktadır. Konuya Mustafa Erdoğan ve Vahap Coşkun'un birlikte kaleme aldıkları makaleyle başlıyoruz. Kürt meselesini bugüne kadar çözümsüz bırakan zihin dünyasının ve onu besleyen temel motivasyonlar olan ulus devlet, milliyetçilik ve laikçilik anlayışlarının anatomisini çıkartan Erdoğan ve Coşkun, konuya önemli bir giriş yapıyorlar ve sorunun kolay bir çözümü olmadığını gözler önüne seriyorlar. 

Bu çalışmanın ardından Erol Kurubaş etnisite-ulus devlet geriliminin köklerine teorik bir açıklama getirerek Kürt meselesini bu kavramsal çerçeve içinde yorumla çabasına girişiyor. Türkiye'deki siyaset yasaklarının akademik çalışmalara kolayca yansıdığı gözönüne tutulduğunda, Kurubaş'ın alanındaki büyük boşluğu doldurmaya yönelik  bu çalışmasının önemi daha iyi takdir edilecektir.     

Meseleyi bütünsel bir şekilde ele almamızın önemli bir halkasını Mesut Yeğen'in Türk vatandaşlık anlayışını ele alan makalesi oluşturmaktadır. Tarihsel süreç içinde ortaya çıkan vatandaşlık tiplerini “Türkler, müstakbel Türkler ve Kanun-i Esası Türkleri” olarak tanımlayan Yeğen, konunun derinliğini farklı bir açıdan okuyucuya sunmaktadır.

Araştırmacı yazarlarımızdan Altan Tan, meseleye siyasî, sosyal ve ekonomik açılardan çözüm paketi sunduğu yazısında, Kürtlerin temel siyasi eğilimlerine ve gruplaşmalarına yakından bir bakış sunmaktadır.

Tan'ın yazısının ardından Fazıl Hüsnü Erdem ilginç ve fazla ele alınmamış bir konuyu, İslamî kesimin Kürt meselesine yaklaşımını konu edinmektedir. Problemin nedenlerini ayrıntılı bir şekilde ele alan ve dindar vatandaşlarımızın konuya yaklaşımını “ihtiyatlı ve mesafeli” olarak tanımlayan Erdem'in bu çalışmasının daha geniş çalışmalara ışık tutacağına inanmaktayız.

Kürt meselesine liberal bir perspektiften yaklaşınca temel problemin bir kimlik sorunsalı olduğu kanaatinde olan Bilal Sambur, tek tipleştirici resmî ideolojinin bireysel kimliklerin çeşitliliği ve sosyo-kültürel olgular ile çelişkiye düştüğünü belirtmektedir. Konuyu tarihsel süreçte sosyo-psikolojik bir perspektifle ele alan Sambur, Kürt meselesinde “dışarıda kalmışlar”a seslenmektedir.

Yıllardır tabu haline getirilmiş bir konuda sorunu tanımlamak bile cesaret isterken konuyu tüm muhtemel çözüm yollarıyla ele almaya kalkışmak ciddi bir entelektüel ahlâkı gerektirir. Atilla Yayla, bu basireti göstererek kangren olmuş Kürt meselesinin varabileceği muhtemel sonuçları göstermeyi denemiştir. 2006 yılında yayınlamış ve güncelliğini hiç yitirmemiş olan bu yazıyı özel dosyamıza koymayı uygun bulduk.

Yayla'nın yazısından sonra terörizm uzmanı Emrullah Uslu'nun hayli orijinal bir çalışmasını yayımlıyoruz. Kürt Hizbullah'ının konu edildiği makalede İslam dininin Kürt toplulukları ve Kürt milliyetçiliği üzerindeki etkisi tartışılmakta ve PKK'nın ve TSK mensuplarının Doğuanadolu'daki ötekileşme süreçlerini irdelemektedir. Okuyucunun hem 2007 seçimlerinde AKP'nin doğudaki zaferini daha iyi kavrayacağı hem de bu konuda gelecekle ilgili bir perspektif elde edeceklerini düşünmekteyiz.

Uslu'nun yazısıyla Kürt Meselesi dosyamızı kapattıktan sonra konu dışı makalelerle devam ediyoruz. Şaban Kardaş Amartya Sen örneğinde demokrasi ve ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi ele alarak tartışmalı bir konuya yetkin bir giriş yapmaktadır. Bu yazının ardından Zeki Sarıgil Türkiye'nin önemli bir meselesi olan Avrupa Birliği üyelik sorunsalını Avrupalı ülkelerin Türkiye'ye bakışları üzerinden değerlendirilmektedir. Tek bir AB görüşü yerine üye olan devletlerin AB vizyonlarını araştıran Sarıgil, konuya önemli bir açılım getirmektedir. Geçen sayımızda Lawrence Reed'in kamu politikası hakkındaki önemli çalışmasını yayınlamıştık. Editöryal bir hatadan dolayı yazının son halini okuyucumuza ulaştıramamıştık. Bu sayıda aynı makaleyi tekrar yayınlayarak Reed'in çalışmasını eksiksiz haliyle ilginize sunuyoruz. Bu sayımızı günlük yazılar da yazan önemli bir iktisatçı olan Tyler Cowen'in kısa yazısıyla bitiriyoruz. Cowen özlü bir şekilde ticaret yapanların özür diler konuma düşürülmelerini eleştiriyor.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat